İçeriğe geç
Liman Psikoloji 0532 134 42 35

Blog

Çok Düşünmek Neden Olur? Zihin Neden Susmaz?

Çok düşünmek ve tekrarlayan düşünce döngüsü

Bazen bir konuşmayı saatler sonra yeniden düşünürüz: “Bunu neden söyledim?”, “Acaba yanlış mı anladı?” Bazen henüz yaşanmamış bir olayın bütün ihtimallerini zihnimizde tekrar tekrar canlandırırız. Karar vermeye çalışırken aynı seçenekleri defalarca tartabilir, yatağa girdiğimizde gün boyunca sustuğunu sandığımız düşüncelerle yeniden karşılaşabiliriz.

Peki çok düşünmek neden olur?

Çok düşünmek çoğu zaman zihnin bir sorunu çözme, belirsizliği azaltma, hata yapmaktan kaçınma veya kontrol duygusunu yeniden kazanma çabasıyla başlar. Ancak düşünme yeni bir bilgi ya da çözüm üretmeden aynı noktaların çevresinde dönmeye başladığında, yararlı bir problem çözme sürecinden yorucu bir zihinsel döngüye dönüşebilir.

Bu nedenle asıl mesele yalnızca ne kadar düşündüğümüz değil, düşünmenin bizi bir yere götürüp götürmediğidir.

Çok Düşünmek Ne Demektir?

Gündelik dilde “çok düşünmek” veya İngilizce karşılığıyla overthinking, kişinin bir konuyu tekrar tekrar zihninden geçirmesini anlatmak için kullanılır.

Psikoloji araştırmalarında buna yakın süreçlerden biri tekrarlayıcı olumsuz düşünme olarak ele alınır. Geçmişte yaşanmış bir olayı tekrar tekrar değerlendirmek, gelecekte olabilecek olumsuz ihtimalleri sürekli gözden geçirmek veya çözülemeyen bir konunun zihinde dönüp durması bu sürecin farklı görünümleri olabilir.

Geçmişe dönük zihinsel tekrarlarla geleceğe yönelik endişeli düşünceler tamamen aynı değildir. Ancak her ikisinde de düşüncenin tekrarlaması, zihni uzun süre meşgul etmesi ve düşünceden uzaklaşmanın zorlaşması gibi ortak özellikler bulunabilir.

Burada önemli bir ayrım vardır:

Düşünmek başlı başına bir sorun değildir.

Düşünmek; plan yapmamızı, geçmiş deneyimlerimizden öğrenmemizi, olası güçlükleri önceden fark etmemizi ve karar vermemizi sağlar.

Ancak düşünme çözüm üretme işlevini kaybedip kendi kendini tekrar eden bir döngüye dönüştüğünde kişi zihinsel olarak yorulmaya başlayabilir.

Düşünmek ile Düşünceye Takılıp Kalmak Arasındaki Fark Nedir?

Bir problemi düşünmek ile aynı problem üzerinde zihinsel olarak dönüp durmak ilk bakışta birbirine benzeyebilir.

Aralarındaki temel fark, düşünmenin bir sonuca yaklaştırıp yaklaştırmadığıdır.

Üretken düşünme çoğu zaman şu şekilde ilerler:

Sorun → seçenekler → değerlendirme → karar → eylem

Tekrarlayıcı düşünme ise bazen şu döngüye dönüşebilir:

Sorun → ihtimaller → yeni ihtimaller → şüphe → yeniden değerlendirme → başa dönme

Örneğin:

“Bu ay harcamalarımı azaltmak için ne yapabilirim?”

sorusu somut seçenekler üretmemize yardımcı olabilir.

Buna karşılık:

“Ya önümüzdeki aylarda her şey kötü giderse?”

sorusu çok sayıda yeni ihtimal oluşturabilir fakat mutlaka bir çözüm üretmez.

Benzer biçimde:

“Bu konuşmada kırıcı davrandım. Yarın onunla konuşacağım.”

düşüncesi değerlendirmeden eyleme geçiş içerir.

Ancak:

“Bunu neden söyledim? Acaba yanlış mı anladı? Şimdi benim hakkımda ne düşünüyor? Keşke başka türlü söyleseydim.”

şeklindeki düşünceler, yeni bilgi ortaya çıkmadığı halde uzun süre devam edebilir.

Bu noktada kendimize şu soruyu sormak yararlı olabilir:

“Şu anda gerçekten bir problemi mi çözüyorum, yoksa aynı problem hakkında tekrar tekrar mı düşünüyorum?”

Zihin Neden Aynı Konuya Tekrar Tekrar Döner?

Çok düşünmenin herkes için tek bir nedeni yoktur. Aynı davranış farklı kişilerde farklı işlevler görebilir.

Bununla birlikte bazı psikolojik süreçler zihnin aynı konuya tekrar tekrar dönmesini kolaylaştırabilir.

Belirsizliği Ortadan Kaldırmaya Çalışmak

İnsan zihni belirsizliği azaltmaya çalışır.

Ne olacağını bildiğimizde hazırlanabiliriz. Bilmediğimizde ise zihnimiz olası senaryolar üretmeye başlayabilir:

“Ya şöyle olursa?”

“Peki bunu yaparsam ne olur?”

“Acaba yanlış mı anladı?”

“Ya düşündüğümden farklı gelişirse?”

Başlangıçta bu düşünceler geleceğe hazırlanma girişimi olabilir.

Ancak zihin bir süre sonra kesinlik elde edene kadar düşünmesi gerektiği varsayımıyla hareket etmeye başlayabilir.

Sorun şudur: Hayatın önemli bir bölümü kesin değildir.

İlişkiler, gelecek, diğer insanların bizim hakkımızdaki düşünceleri, iş yaşamı veya vereceğimiz kararların sonuçları hiçbir zaman tamamen kontrol edilemez.

Bu nedenle belirsizliği tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak, düşüncenin daha da uzamasına yol açabilir.

Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışmak

Çok düşünmenin arkasında bazen fark edilmesi güç bir inanç bulunabilir:

“Her ihtimali önceden düşünürsem hazırlıksız yakalanmam.”

Bu düşünce anlaşılabilir bir ihtiyaçtan doğar. Zihin olası sorunları önceden fark ederek bizi korumaya çalışır.

Ancak bir noktadan sonra hazırlık yapmakla bütün olasılıkları kontrol etmeye çalışmak birbirinden ayrılır.

Örneğin önemli bir görüşmeye hazırlanırken söyleyeceklerinizi düşünmek işlevseldir.

Fakat:

“Ya bunu sorarsa?”

“Ya yanlış ifade edersem?”

“Ya beni yanlış anlarlarsa?”

“Ya görüşmeden sonra keşke başka türlü söyleseydim dersem?”

şeklinde dallanan düşünceler hazırlanmaktan çok kesinlik arayışına dönüşebilir.

Zihnin üretebileceği ihtimallerin doğal olarak bir sonu yoktur.

Geçmişte Yaşananları Tekrar Tekrar Düşünmek

Çok düşünme yalnızca gelecekle ilgili değildir.

Bazen zihin geçmişe döner:

“Keşke bunu söylemeseydim.”

“Orada başka türlü davranmalıydım.”

“Neden bunu daha önce fark etmedim?”

“Acaba o gün farklı karar verseydim ne olurdu?”

Geçmişi değerlendirmek öğrenmemize yardımcı olabilir.

Ancak geçmiş artık değiştirilemeyeceği için, değerlendirme yeni bir anlam veya davranış üretmediğinde düşünce aynı yerde dönmeye başlayabilir.

Buradaki önemli ayrım şudur:

Geçmişi anlamaya çalışmak başka, geçmişi zihnimizde tekrar tekrar değiştirerek sonucu farklılaştırmaya çalışmak başkadır.

Hata Yapmaktan Kaçınmak

Bazı insanlar bir kararın “yeterince iyi” olmasını isterken bazıları doğru kararın yalnızca bir tane olduğuna inanabilir.

İkinci durumda karar vermek çok daha zorlaşabilir.

Bu işi kabul etmeli miyim?

Bu ilişkiye devam etmeli miyim?

Bu mesajı göndermeli miyim?

Doğru olan hangisi?

Kararın olası sonuçları arttıkça kişi daha fazla bilgi toplamaya ve daha fazla düşünmeye başlayabilir.

Ancak daha fazla düşünmek her zaman daha iyi karar vermek anlamına gelmez.

Bazen karar verebilmek, bütün belirsizliği ortadan kaldırmak değil; yeterli bilgiye sahip olduğumuz noktada belirsizlikle birlikte seçim yapabilmektir.

Kendine Karşı Fazla Eleştirel Olmak

Bazı düşünce döngüleri olaydan çok kişinin kendisine yönelir:

“Ben neden böyleyim?”

“Neden bunu beceremiyorum?”

“Diğer insanlar bunu yapabiliyor.”

“Ben hep yanlış karar veriyorum.”

Bu tür sorular ilk bakışta kendimizi anlamaya yönelik görünebilir.

Ancak “Ben neden böyleyim?” gibi geniş ve soyut soruların çoğu zaman tek ve net bir cevabı yoktur.

Bunun yerine:

“Bir dahaki sefere neyi farklı yapabilirim?”

sorusu daha işlevsel olabilir.

İlk soru kişiyi geçmişte tutabilirken, ikinci soru davranışa ve geleceğe yöneltir.

Zihinsel Yorgunluk ve Yoğun Yaşam Dönemleri

Çok sayıda karar vermek zorunda olduğumuz, ilişkisel gerilimlerin arttığı, iş yükünün yoğunlaştığı veya önemli yaşam değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde zihnimizin daha fazla konuyla meşgul olması şaşırtıcı değildir.

Bazen sorun “çok düşünen biri olmak” değil, aynı anda çok fazla çözülmemiş meseleyi zihinde taşımaktır.

Bu nedenle yalnızca:

“Bu düşünceden nasıl kurtulabilirim?”

diye sormak yerine şu soruyu da sormak yararlı olabilir:

“Zihnim şu anda neyi taşımaya çalışıyor?”

Gece Neden Daha Çok Düşünürüz?

Gündüz dikkatimizi isteyen çok sayıda uyaran vardır: iş, telefon, konuşmalar, trafik, çocuklar, günlük sorumluluklar ve yapılacak işler.

Gece dış uyaranlar azaldığında, gün boyunca arka planda kalan düşünceler daha görünür hale gelebilir.

Yatağa girdiğimizde yapılacak işler durmuş olabilir; fakat zihnin gündemi devam eder.

Bu nedenle bazı kişiler:

“Bütün gün iyiyim ama yatağa yatınca beynim çalışmaya başlıyor.”

diye tarif eder.

Uyumaya çalışmak da bazen süreci zorlaştırabilir. “Artık düşünmemeliyim, uyumam gerekiyor” şeklindeki çaba, kişinin zihnini düşüncelerine daha fazla yöneltmesine neden olabilir.

Buradaki amaç zihni zorla susturmak değil; hangi düşüncelerin özellikle gece ortaya çıktığını ve gün içinde ertelenen hangi konuların zihinsel yük oluşturduğunu fark etmektir.

Çok Düşünmek Neden Yorucudur?

Bir düşüncenin zihinden tekrar tekrar geçmesi fiziksel bir iş yapmaya benzemese de sürekli dikkat ve zihinsel kaynak gerektirir.

Özellikle aynı konu uzun süre çözümsüz kaldığında kişi:

  • karar vermekte zorlanabilir,

  • yaptığı işe odaklanmakta güçlük çekebilir,

  • aynı konuşmaları zihninde tekrar edebilir,

  • uykuya geçerken düşüncelerinin arttığını fark edebilir,

  • küçük kararlar için bile uzun süre düşünebilir,

  • harekete geçmek yerine düşünmeye devam edebilir.

Burada yalnızca düşüncenin ne olduğu değil, düşünme biçiminin tekrarlayıcı ve sonlandırılması güç hale gelip gelmediği önemlidir.

Bu nedenle çözüm her zaman “olumlu düşünmeye çalışmak” değildir.

Bazen daha yararlı soru şudur:

“Ne düşündüğümden çok, düşünmeyle ne yapıyorum?”

Çok Düşünmek ile Problem Çözmek Arasındaki Fark Nedir?

Çok düşünmek her zaman problem çözmek değildir.

Bunu ayırt etmenin basit bir yolu vardır.

Bir süre düşündükten sonra kendinize sorun:

“Şu anda başladığım noktadan farklı bir yerde miyim?”

Yeni bir bilgi elde ettiyseniz, seçeneklerinizi azalttıysanız, bir karar verdiyseniz veya atacağınız adım netleştiyse düşünmek işlevini yerine getiriyor olabilir.

Ancak yarım saat sonra hâlâ aynı soruları soruyor ve aynı ihtimalleri değerlendiriyorsanız, düşünme artık problem çözmekten uzaklaşmış olabilir.

Örneğin:

Problem çözme:

“Sunuma hazırlanmadım. Bu akşam ilk on slaytı tamamlayacağım.”

Tekrarlayıcı düşünme:

“Neden her şeyi son ana bırakıyorum? Ya yetişmezse? İnsanlar benim hakkımda ne düşünür? Zaten bunu daha önce de yaptım…”

Birincisi eylem üretir.

İkincisi çoğunlukla yeni düşünceler üretir.

Çok Düşünmeyi Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?

Amaç bütün düşünceleri durdurmak değildir.

İnsan zihninin düşünmemesi mümkün olmadığı gibi düşünceleri tamamen kontrol etmek de gerçekçi değildir.

Daha yararlı hedef, düşünmenin ne zaman işe yaradığını ve ne zaman tekrarlayıcı bir döngüye dönüştüğünü fark etmektir.

Düşünce Döngüsünü Fark Edin

İlk adım düşüncenin içeriğinden önce sürecine bakmaktır.

Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

Bu konu hakkında yeni bir şey düşünüyor muyum?

Yeni bilgi elde ediyor muyum?

Bir karar vermeye yaklaşıyor muyum?

Yoksa aynı soruyu farklı kelimelerle tekrar mı soruyorum?

Bu ayrımı fark etmek, otomatikleşmiş düşünce döngüsünü daha görünür hale getirebilir.

Soruyu Küçültün

Zihin bazen cevaplanması neredeyse imkânsız büyüklükte sorular sorar:

“Hayatım neden böyle?”

“Ya her şey kötü giderse?”

“İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor?”

Bunun yerine soruyu küçültmek yararlı olabilir:

“Bugün değiştirebileceğim tek şey ne?”

“Şu anda gerçekten bildiğim şey ne?”

“Bir sonraki küçük adımım ne olabilir?”

Büyük ve soyut sorular yerine daha somut sorular sormak, düşünceden eyleme geçişi kolaylaştırabilir.

Kontrol Edebildiklerinizi Ayırın

Bazen çok düşünmemizin nedeni çözülebilecek bir problemi çözemememiz değil, kontrol edemeyeceğimiz bir şeyi kontrol etmeye çalışmamızdır.

Örneğin:

“Yarınki toplantıya nasıl hazırlanabilirim?”

kontrol alanımızdadır.

Ancak:

“Toplantıdaki herkes benim hakkımda ne düşünecek?”

kontrol alanımızın dışındadır.

Bu ayrım küçük görünse de önemlidir.

Çünkü zihnin kontrol edilemeyecek bir konuda kesinlik araması, düşünmenin doğal olarak uzamasına neden olabilir.

Düşünceden Eyleme Geçin

Bir düşünce döngüsünü değerlendirmenin en kullanışlı yollarından biri şudur:

“Bu konuda şu anda yapabileceğim küçük bir şey var mı?”

Varsa onu yapmak çoğu zaman daha fazla düşünmekten daha işlevsel olabilir.

Telefon açmak gerekiyorsa telefon açmak,

bir bilgi eksikse araştırmak,

bir konuşma gerekiyorsa uygun zamanı belirlemek,

bir karar gerekiyorsa seçenekleri sınırlandırmak…

Eğer yapılabilecek hiçbir şey yoksa, konu artık “daha fazla düşünerek çözülmesi gereken” bir problem olmayabilir.

Düşüncelerle Mücadele Etmek Yerine Onları Fark Edin

Bir düşüncenin aklımıza gelmesi onun doğru olduğu anlamına gelmez.

Aynı şekilde bir düşüncenin rahatsız edici olması da onu hemen ortadan kaldırmamız gerektiği anlamına gelmez.

Bazen:

“Şu anda zihnim yine bütün olasılıkları tarıyor.”

diyebilmek,

“Bunu düşünmemeliyim.”

demekten daha işlevsel olabilir.

Amaç düşünceyi yok etmek değil; düşüncenin dikkatimizi, zamanımızı ve davranışlarımızı ne kadar yöneteceğini fark etmektir.

Çok Düşünmek Ne Zaman Günlük Yaşamı Zorlaştırır?

Herkes zaman zaman bir konu üzerinde gereğinden fazla düşünebilir.

Ancak düşünceler;

  • günün önemli bir bölümünü kaplamaya başladıysa,

  • uyku düzenini belirgin biçimde etkiliyorsa,

  • karar vermeyi sürekli zorlaştırıyorsa,

  • iş veya günlük sorumlulukların ertelenmesine yol açıyorsa,

  • ilişkiler içinde sürekli güvence arama ihtiyacını artırıyorsa,

  • kişinin yapmak istediği şeylerden kaçınmasına neden oluyorsa,

  • kendi başına yönetmek giderek zorlaşıyorsa,

bu düşünce döngüsünün nasıl işlediğini bir uzmanla birlikte değerlendirmek yararlı olabilir.

Buradaki amaç düşünceleri tamamen ortadan kaldırmak değil; zihnin neden aynı yerlere tekrar tekrar döndüğünü anlamak ve daha işlevsel düşünme ve baş etme yolları geliştirmektir.

Çok Düşünmek Hakkında Sık Sorulan Sorular

Overthinking Ne Demek?

Overthinking, gündelik kullanımda bir konu hakkında gereğinden uzun süre ve tekrar tekrar düşünmek anlamına gelir. Tek başına bilimsel bir tanı adı değildir. Psikoloji araştırmalarında buna benzeyen süreçler tekrarlayıcı düşünme, ruminatif düşünme ve geleceğe dönük sürekli zihinsel değerlendirme gibi kavramlarla incelenir.

Her Şeyi Kafaya Takmak Neden Olur?

Her şeyi kafaya takmanın tek bir nedeni yoktur. Belirsizliği azaltma isteği, hata yapmaktan kaçınma, kontrol ihtiyacı, geçmiş olayları anlamlandırma çabası, kişinin kendisine yönelik eleştirel yaklaşımı veya yoğun yaşam yükü bu eğilimi artırabilir.

Zihnimi Neden Susturamıyorum?

Zihin özellikle çözümlenmemiş, belirsiz veya kişi açısından önemli olan konulara tekrar tekrar dönebilir. Bu nedenle hedef zihni tamamen susturmak yerine hangi düşüncelerin gerçekten çözüm gerektirdiğini, hangilerinin ise tekrar eden bir zihinsel döngüye dönüştüğünü fark etmektir.

Gece Çok Düşünmek Neden Olur?

Gündüz dikkatimizi yönelten dış uyaranlar gece azaldığı için gün içerisinde arka planda kalan düşünceler daha görünür hale gelebilir. Uyku öncesindeki sessizlik, ertelenmiş konuların yeniden zihne gelmesini kolaylaştırabilir.

Çok Düşünmek ile Problem Çözmek Aynı Şey mi?

Hayır. Problem çözme genellikle yeni bilgi, karar veya eylem üretir. Tekrarlayıcı düşünmede ise kişi aynı soruları farklı biçimlerde tekrar edebilir fakat yeni bir çözüme yaklaşmayabilir.

Çok Düşünmekten Nasıl Kurtulurum?

Amaç tüm düşünceleri ortadan kaldırmak değildir. Daha yararlı olan, düşünmenin ne zaman problem çözmeye yardımcı olduğunu ve ne zaman tekrarlayan bir döngüye dönüştüğünü fark etmektir. Soruyu küçültmek, kontrol alanını ayırmak ve mümkün olduğunda küçük bir eyleme geçmek bu süreçte yardımcı olabilir.

Daha Fazla Düşünmek Her Zaman Daha İyi Bir Çözüm Getirmez

İnsan zihni düşünerek sorun çözer. Bu nedenle çok düşünmenin başlangıç noktası çoğu zaman anlaşılabilir bir ihtiyaçtır: hazırlanmak, anlamak, hata yapmamak, kontrol etmek veya kendimizi korumak.

Fakat bazı problemlerin çözümü daha fazla düşünmek değildir.

Bazen zihin, cevap bulunamadığı için değil, kesin bir cevap aramaya devam ettiği için aynı yere tekrar tekrar döner.

Böyle zamanlarda kendimize şu soruyu sormak yararlı olabilir:

“Bunu biraz daha düşünmek bana yeni bir şey kazandıracak mı, yoksa artık küçük bir adım atma zamanı mı?”

WhatsApp'tan yazın