Bir İlişkiyi Ne Ayakta Tutar? Bağlılık ve İlişkiyi Sürdürme Mekanizmaları
Kısa yanıt: Bir ilişkinin bugün nasıl deneyimlendiğini ilişki tatmini, gelecekte sürdürülmek istenip istenmediğini ise ilişkisel bağlılık açıklar. Bağlılık, ilişkinin devam etme olasılığını doğrudan açıklayan önemli bir psikolojik yapıdır; fakat bağlılığın yüksek olması ilişkinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Bir ilişkinin neden devam ettiğini anlamaya çalışırken genellikle “Aşk hâlâ sürüyor mu?” veya “Partnerler mutlu mu?” sorularına odaklanırız. Oysa ilişki bilimi, insanların yalnızca mutlu oldukları için bir ilişkide kalmadığını gösterir.
Bazı ilişkiler yüksek tatmine rağmen sona erebilirken bazıları düşük tatmine rağmen yıllarca devam edebilir. Bu farklılığı anlamak için ilişki tatmini ile ilişkisel bağlılık arasındaki ayrımı bilmek gerekir.
İlişki tatmini ile bağlılık aynı şey midir?
Hayır. Tatmin ve bağlılık birbiriyle yakından ilişkili olmakla birlikte aynı psikolojik yapı değildir.
İlişki tatmini, kişinin ilişkisinin ihtiyaçlarına, beklentilerine ve önem verdiği ölçütlere ne kadar karşılık verdiğine ilişkin genel değerlendirmesidir.
Tatmin düzeyi;
- yakınlık ve anlaşılma,
- güven ve aidiyet,
- arkadaşlık,
- cinsel ve duygusal yakınlık,
- çatışmaların ele alınma biçimi,
- ilişkideki ödül ve maliyetlerin dengesi
gibi yaşantılardan etkilenebilir.
İlişkisel bağlılık ise kişinin ilişkiyi sürdürme niyetini, partnerine ve ilişkiye yönelik psikolojik bağını ve ilişkiyi uzun vadeli bir perspektifle değerlendirmesini ifade eder.
İlişki tatmini “Bu ilişkide kendimi ne kadar iyi hissediyorum?” sorusuyla; ilişkisel bağlılık ise “Bu ilişkinin geleceğinde yer almak istiyor muyum?” sorusuyla ilgilidir.
Tatmin mi, bağlılık mı daha önemlidir?
Bu sorunun yanıtı neyi açıklamak istediğimize bağlıdır.
Kişinin ilişkisini ne kadar olumlu değerlendirdiğini anlamak istiyorsak tatmin daha doğrudan bir göstergedir. İlişkiyi sürdürme niyetini ve ilişkinin devam edip etmeyeceğini anlamak istiyorsak bağlılık daha yakın bir göstergedir.
2003 tarihli meta-analizde tatmin ile bağlılık arasında r = .68, bağlılık ile daha sonraki kalma-ayrılma davranışı arasında ise r = .47 düzeyinde ilişki bulunmuştur. Bu sonuç, bağlılığın ilişki sürekliliği açısından önemli olduğunu; ancak kalma-ayrılma kararının tamamını tek başına açıklamadığını gösterir.
2019 yılında yayımlanan ve 50.427 kişiden oluşan 202 bağımsız örneklemi kapsayan güncel meta-analizde bağlılıkla en güçlü ilişkiyi tatmin göstermiştir:
-
Tatmin:
r = .65 -
Yatırım büyüklüğü:
r = .53 -
Alternatiflerin niteliği:
r = -.43
Yalnızca romantik ilişkiler ele alındığında ilişkiler sırasıyla r = .67, r = .54 ve r = -.48 olarak bulunmuştur.
Bu sonuçların en doğru özeti şöyledir:
Tatmin, bağlılığın en güçlü belirleyicilerinden biridir; bağlılık ise ilişkinin sürdürülmesine en yakın psikolojik göstergelerden biridir.
Ancak bu bulgular büyük ölçüde değişkenler arasındaki ilişkileri göstermektedir. Tatminin her zaman bağlılığa neden olduğu veya yatırımların tek başına ilişkiyi sürdürdüğü sonucuna varılamaz.
Bağlılığın mimarisi: Yatırım Modeli
Caryl Rusbult tarafından geliştirilen Yatırım Modeli, bağlılığın üç temel unsurla bağlantılı olduğunu öne sürer:
| Bileşen | Tanımı | Bağlılıkla ilişkisi |
|---|---|---|
| Tatmin düzeyi | İlişkinin kişinin ihtiyaç ve beklentilerini karşılama derecesi | Tatmin yükseldikçe bağlılık genellikle artar. |
| Alternatiflerin niteliği | İlişki dışında ulaşılabilir olduğu düşünülen yaşam seçenekleri | Daha iyi alternatifler algılandıkça mevcut ilişkiye bağlılık genellikle azalır. |
| Yatırım büyüklüğü | İlişki sona erdiğinde kaybedilecek maddi, sosyal ve psikolojik kaynaklar | Yatırımlar arttıkça ayrılığın algılanan maliyeti yükselir. |
Bu üç unsur bağlılığın önemli bir bölümünü açıklar. Güncel meta-analizde tatmin, alternatifler ve yatırımlar birlikte bağlılıktaki varyansın yaklaşık yüzde 54’ünü açıklamıştır.
Alternatiflerin niteliği ne anlama gelir?
Alternatif, yalnızca başka bir romantik partner değildir. Alternatifler arasında;
- bekâr yaşamak,
- bağımsız bir düzen kurmak,
- arkadaşlar ve aileyle daha fazla yakınlaşmak,
- başka bir partnerle ilişki kurmak,
- farklı bir şehirde veya ülkede yaşamak,
- ilişkiden ayrıldıktan sonra kurulabilecek yaşam
yer alabilir.
Kişi ilişki dışındaki hayatını ulaşılabilir ve doyurucu görüyorsa mevcut ilişkiye duyduğu zorunlu bağlılık azalabilir. Buna karşılık kişi yalnız kalacağını, ekonomik olarak güçlük yaşayacağını veya sosyal desteğe ulaşamayacağını düşünüyorsa düşük tatmine rağmen ilişkide kalabilir.
Yatırım büyüklüğü nedir?
Yatırımlar, ilişkinin sona ermesi durumunda kaybedilecek veya değeri azalacak kaynaklardır. Bunlar yalnızca maddi yatırımlar değildir.
İlişkiye yapılan yatırımlar arasında;
- geçirilen zaman,
- duygusal emek,
- ortak anılar,
- paylaşılan sırlar,
- ortak arkadaş çevresi,
- çocuklar,
- ortak ev ve ekonomik düzen,
- birlikte geliştirilen alışkanlıklar,
- kişinin kimliğinde ilişkinin kapladığı yer
bulunabilir.
Klasik Yatırım Modeli ağırlıklı olarak ilişkiye hâlihazırda bağlanmış kaynaklara odaklanır. Daha sonraki çalışmalar ortak gelecek planlarının da mevcut bağlılığa katkıda bulunabileceğini öne sürmüştür. Çünkü kişi ayrıldığında yalnızca geçmiş yatırımlarını değil, partneriyle kurduğu olası geleceği de kaybedeceğini düşünebilir.
Bağımlılık ve bağlılık arasındaki fark
Karşılıklı Bağımlılık Teorisi’ndeki dependence kavramı, klinik anlamdaki bağımlılık veya eş bağımlılık kavramıyla aynı değildir.
Kuramsal anlamda bağımlılık, kişinin önemli ilişki sonuçlarına ulaşmak için partnerine ve ilişkiye ne ölçüde ihtiyaç duyduğunu anlatan yapısal bir konumdur. Bağlılık ise bu konumun psikolojik olarak deneyimlenme biçimidir.
Bağımlılık, kişinin ilişkiye ne ölçüde ihtiyaç duyduğunu; bağlılık ise ilişkiyi ne ölçüde sürdürmek istediğini anlatır.
Bu ayrım önemlidir. Bir insan ilişkisine güçlü biçimde ihtiyaç duyabilir, fakat onu özgürce seçmiyor olabilir. Başka biri ise ilişki dışında yaşayabilecek yeterli kaynaklara sahip olduğu hâlde partneriyle kalmayı seçebilir.
Motivasyonun dönüşümü: “Ben”den “biz”e geçiş
Yakın ilişkilerde insanlar zaman zaman kısa vadeli kişisel çıkarlarıyla ilişkinin uzun vadeli yararı arasında seçim yapmak zorunda kalırlar. Karşılıklı Bağımlılık Teorisi bu değişimi motivasyonun dönüşümü olarak açıklar.
Verili durum
Verili durum, kişinin ilk ve kendiliğinden oluşan tepkisini ifade eder.
Partnerin sert bir söz söylediğinde hemen karşılık verme, tartışmayı kazanma veya kendini korumak için geri çekilme dürtüsü bu düzeyde değerlendirilebilir.
Etkili durum
Etkili durum, kişinin ilk tepkisini daha geniş hedefler, değerler ve ilişkinin uzun vadeli sonuçları doğrultusunda yeniden değerlendirmesidir.
Kişi şu soruları sorabilir:
- Şu anda haklı çıkmak mı, sorunu çözmek mi istiyorum?
- Vereceğim tepki yarın ilişkimizi nasıl etkileyecek?
- Partnerimin davranışının arkasında hangi koşullar olabilir?
- Hem kendimi hem ilişkiyi koruyan bir tepki mümkün mü?
Uyum sağlama araştırmaları, bağlılığın partnerin yıkıcı davranışına aynı biçimde karşılık verme dürtüsünü sınırlayarak daha yapıcı tepkilerle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Ancak yapıcı tepki vermek, sınır ihlalini kabul etmek veya kişinin kendisini sürekli susturması anlamına gelmez.
Bağlılığın başlıca ilişkiyi sürdürme mekanizmaları
Bağlılık yalnızca “ilişkide kalacağım” düşüncesi değildir. Kişinin partnerini, ilişkiyi ve ilişki dışındaki seçenekleri algılayış biçimini de etkileyebilir.
Araştırma literatüründe bağlılıkla ilişkili başlıca bilişsel ve davranışsal mekanizmalar şunlardır:
1. Uyum sağlama
Uyum sağlama, partner olumsuz veya yıkıcı bir davranış sergilediğinde misilleme yapma dürtüsünü engelleyerek daha yapıcı bir tepki verebilmektir.
Örneğin partnerinin stresli bir günün ardından ters konuştuğunu fark eden kişi, hemen aynı sertlikle karşılık vermek yerine önce durumu anlamaya çalışabilir.
Ancak uyum sağlama;
- sürekli susmak,
- incinmeyi yok saymak,
- tek taraflı olarak alttan almak,
- şiddet veya aşağılanmaya katlanmak
anlamına gelmez.
2. Bilişsel karşılıklı bağımlılık
Bağlılık arttıkça kişi kendisini yalnızca bağımsız bir “ben” olarak değil, aynı zamanda ilişkinin bir üyesi olarak düşünmeye başlayabilir.
Gelecek planlarında “ben ne yapacağım?” sorusunun yanında “biz hayatımızı nasıl kuracağız?” sorusu da yer almaya başlar.
Bu süreç bireysel kimliğin ortadan kalkması değildir. Sağlıklı ilişkide kişiler hem “ben” hem “biz” olabilmelidir. Bilişsel karşılıklı bağımlılık araştırmaları güçlü bağlılığın, benliğin ilişki içinde temsil edilmesiyle bağlantılı olduğunu göstermektedir.
3. Alternatifleri daha az çekici görme
Bağlılığı yüksek kişiler potansiyel romantik alternatifleri daha az çekici değerlendirme eğilimi gösterebilir.
Bu süreç her zaman bilinçli değildir. Kişi çekici birini fark edebilir ancak o kişiye yönelik ilgisini büyütmeyebilir veya romantik uygunluğunu olduğundan daha düşük değerlendirebilir.
Araştırmalar, bağlılığı yüksek katılımcıların çekici ve ulaşılabilir alternatifleri kendi bakış açılarından daha olumsuz değerlendirebildiğini göstermiştir. Ancak bu mekanizma başkalarını aşağılamak veya gerçekçi olmayan kusurlar üretmek şeklinde öğretilmemelidir.
4. Affetme
Bağlılık, kişinin bir ihlal sonrasında yalnızca öfke, kaçınma veya intikam dürtüsüyle hareket etmek yerine ilişkinin geleceğini de hesaba katmasına yardımcı olabilir.
Araştırmalar yüksek bağlılığın bazı ilişki ihlallerinin ardından affetme motivasyonuyla bağlantılı olduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte affetmek;
- yapılan davranışı doğru bulmak,
- sorumluluğu ortadan kaldırmak,
- güveni otomatik olarak geri vermek,
- aynı davranışın tekrarlanmasına izin vermek
anlamına gelmez.
Affetmenin sağlıklı olabilmesi için davranışın niteliği, tekrar edip etmediği, failin sorumluluk alması ve kişinin güvenliği birlikte değerlendirilmelidir.
5. Olumlu partner algısı
İnsanlar partnerlerini tamamen nesnel biçimde değerlendirmez. Sağlıklı ve tatmin edici ilişkilerde partnerin olumlu yönlerini öne çıkarma ve bazı küçük kusurlarını daha hoşgörülü yorumlama eğilimi görülebilir.
Uzunlamasına araştırmalar, partnerini belirli ölçüde idealize eden kişilerin daha istikrarlı ve tatmin edici ilişkiler yaşayabildiğini göstermiştir. Bu olumlu algılar zaman içinde kendi kendini gerçekleştiren etkiler de yaratabilir.
Ancak olumlu algı ile inkâr arasında sınır vardır:
Küçük kusurları hoşgörüyle değerlendirmek ilişkiyi koruyabilir; ciddi ve sürekli zararları küçümsemek ise ilişkinin sorunlarını ağırlaştırabilir.
Dört yıllık uzunlamasına evlilik araştırmaları, olumlu yorumlama biçimlerinin daha sağlıklı ilişkilerde yararlı olabildiğini; ağır ve sık sorunların bulunduğu ilişkilerde ise sorunları doğrudan ele alma motivasyonunu azaltarak tatminin daha hızlı düşmesiyle bağlantılı olabileceğini göstermiştir.
6. Fedakârlık yapma isteği
Fedakârlık, kişinin partnerinin veya ilişkinin yararı için bazı kişisel tercihlerinden vazgeçmeye hazır olmasıdır.
Araştırmalar fedakârlık yapma isteğinin yüksek bağlılık, yüksek tatmin, daha az çekici alternatifler ve daha büyük yatırımlarla ilişkili olduğunu göstermektedir.
Ancak her fedakârlık sağlıklı değildir. Sağlıklı fedakârlık;
- özgür iradeye dayanır,
- sürekli tek taraflı değildir,
- kişinin temel ihtiyaçlarını yok etmez,
- karşılık borcu yaratmak için kullanılmaz,
- güvenliği veya özsaygıyı tehlikeye atmaz.
Bağlılığın özerk ve kişinin kendi değerleriyle uyumlu olması, ilişkiyi koruyucu davranışların niteliği açısından önemlidir.
Karşılıklı döngüsel büyüme nasıl oluşur?
Bağlılık ve güven yalnızca kişinin kendi zihninde gelişmez. Partnerlerin birbirlerinin davranışlarını gözlemlediği karşılıklı bir döngü içinde güçlenebilir.
Karşılıklı Döngüsel Büyüme Modeli bu süreci genel olarak şöyle açıklar:
- Kişinin ilişkiye duyduğu ihtiyaç ve karşılıklı bağımlılık bağlılığını artırır.
- Bağlılık, uyum sağlama ve fedakârlık gibi ilişkiyi koruyucu davranışları destekler.
- Partner bu davranışları fark eder.
- Algılanan ilişkiyi koruyucu davranışlar partnerin güvenini artırır.
- Artan güven, partnerin ilişkiye daha fazla bağlanabilmesini ve ilişkiye yatırım yapabilmesini kolaylaştırır.
Böylece bir partnerin ilişki yararına yaptığı davranış, diğer partnerin güven ve bağlılığını etkileyerek karşılıklı bir gelişim döngüsü yaratabilir. Bu model iki uzunlamasına çalışmada desteklenmiştir; ancak bütün ilişkilerde otomatik olarak oluşan değişmez bir süreç değildir.
Bağlılık her zaman sağlıklı mıdır?
Hayır. Yüksek bağlılık tek başına sağlıklı ilişki göstergesi değildir.
Bağlılık iki farklı biçimde deneyimlenebilir:
- Özgürce seçilen bağlılık: Kişi ilişki dışında da yaşayabileceğini bilir, fakat partneriyle kalmayı ister.
- Kısıtlanmış bağlılık: Kişi ekonomik, sosyal, kültürel veya güvenlikle ilgili nedenlerle ayrılabileceğine inanmaz.
Bu nedenle “İlişki neden devam ediyor?” sorusuyla “İlişki sağlıklı mı?” sorusu birbirinden ayrılmalıdır.
Şiddet içeren ilişkilerde bağlılık
Yatırım Modeli, insanların şiddet içeren ilişkilerde neden kalabildiğini anlamak için de kullanılmıştır.
Rusbult ve Martz’ın sığınma evine başvuran kadınlarla yaptığı çalışmada daha düşük nitelikli ekonomik alternatifler, daha büyük ilişki yatırımları ve daha düşük düzeyde tatminsizlik daha güçlü bağlılıkla ilişkili bulunmuştur. Bağlılık da kadınların sığınma evinden ayrıldıktan sonra partnerlerine dönüp dönmemelerini ayırt etmiştir.
Bu sonuçların anlamı “İnsanlar yatırımları varsa şiddet içeren ilişkide kalmalıdır” değildir. Tam tersine, ekonomik imkânların, sosyal desteğin ve güvenli alternatiflerin ayrılma kararındaki önemini görünür hâle getirir.
Şiddetin bulunduğu bir ilişkide öncelik ilişkiyi sürdürmek değil, kişinin fiziksel ve psikolojik güvenliğidir. Dünya Sağlık Örgütü de şiddete maruz kalan kişilere sunulan desteğin güvenliği artırma, duygusal ve fiziksel ihtiyaçları karşılama ve uygun destek kaynaklarına yönlendirme üzerine kurulmasını önermektedir.
Sağlıklı bağlılığı nasıl ayırt edebiliriz?
Sağlıklı bağlılığı değerlendirirken yalnızca “Ayrılmak istiyor muyum?” sorusu yeterli değildir. Şu sorular da önemlidir:
- Bu ilişkide güvende miyim?
- İlişkide kalmak özgür bir seçimim mi?
- “Biz” olurken “ben” olarak kalabiliyor muyum?
- Partnerim de ilişki için sorumluluk alıyor mu?
- Fedakârlık ve uyum karşılıklı mı?
- Sorunları küçümsüyor muyuz, yoksa birlikte ele alabiliyor muyuz?
- Bağlılığımız bizi geliştiriyor mu, yoksa hareket edemez hâle mi getiriyor?
- Ortak gelecek planlarımız her iki partnerin ihtiyaçlarını içeriyor mu?
Sonuç: İlişkiyi sürdürmek ile sağlıklı sürdürmek aynı şey değildir
İlişki bilimi, ilişkilerin yalnızca aşkın veya mutluluğun gücüyle devam etmediğini gösterir. Tatmin, alternatifler ve yatırımlar kişinin ilişkiye bağlılığını etkiler; bağlılık da uyum sağlama, affetme, fedakârlık ve alternatiflerden uzaklaşma gibi ilişkiyi koruyucu süreçleri destekleyebilir.
Ancak bağlılık, ne pahasına olursa olsun ilişkide kalmak değildir.
Sağlıklı bağlılık, ayrılma özgürlüğü olduğu hâlde ilişkiyi seçebilmek; ilişkiyi korurken kişinin güvenliğini, sınırlarını ve benliğini de koruyabilmektir.
İlişkiler yalnızca insanlar birbirini sevdiği için değil; partnerler sevgiyi güven, karşılıklılık, sorumluluk ve günlük ilişki bakım davranışlarıyla desteklediği için sürdürülebilir hâle gelir.
Sık Sorulan Sorular
Bağlılık ile bağlanma stili aynı şey midir?
Hayır. Bağlanma stili, kişinin yakınlık, terk edilme, güven ve duygusal erişilebilirlikle ilgili genel ilişki örüntüsünü anlatır. Bağlılık ise belirli bir ilişkiyi sürdürme niyeti, psikolojik bağ ve uzun vadeli yönelimdir.
İlişkisinden memnun olmayan biri neden ayrılmaz?
İlişkiye yapılan yatırımlar, ekonomik koşullar, çocuklar, sosyal destek eksikliği, yalnız kalma korkusu, kültürel baskılar ve ilişki dışındaki seçeneklerin yetersiz görülmesi ayrılmayı zorlaştırabilir.
Yüksek bağlılık iyi bir ilişki göstergesi midir?
Tek başına değildir. Yüksek bağlılık sevgi ve ortak gelecek isteğinden kaynaklanabileceği gibi korku, ekonomik kısıtlılık veya alternatif eksikliğinden de kaynaklanabilir.
Partneri olumlu görmek gerçekleri inkâr etmek midir?
Her zaman değildir. Küçük kusurları hoşgörüyle değerlendirmek ilişkiyi koruyabilir. Ancak şiddet, sürekli aşağılanma, aldatma veya ciddi sorumluluk ihlalleri gibi sorunların küçümsenmesi sağlıklı bir olumlu algı değildir.
Fedakârlık ilişkiyi güçlendirir mi?
Özgürce seçilen, karşılıklı ve kişinin temel sınırlarına zarar vermeyen fedakârlıklar ilişkiyi güçlendirebilir. Sürekli tek taraflı, baskıyla yapılan veya özsaygıyı zedeleyen fedakârlıklar ise ilişki sağlığını desteklemez.
Akademik kaynaklar
- Agnew, C. R., Van Lange, P. A. M., Rusbult, C. E. ve Langston, C. A. (1998). Cognitive interdependence: Commitment and the mental representation of close relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 74, 939–954.
- Finkel, E. J., Rusbult, C. E., Kumashiro, M. ve Hannon, P. A. (2002). Dealing with betrayal in close relationships: Does commitment promote forgiveness? Journal of Personality and Social Psychology, 82, 956–974.
- Le, B. ve Agnew, C. R. (2003). Commitment and its theorized determinants: A meta-analysis of the Investment Model. Personal Relationships, 10, 37–57.
- McNulty, J. K., O’Mara, E. M. ve Karney, B. R. (2008). Benevolent cognitions as a strategy of relationship maintenance: “Don’t sweat the small stuff” — but it is not all small stuff. Journal of Personality and Social Psychology, 94, 631–646.
- Murray, S. L., Holmes, J. G. ve Griffin, D. W. (1996). The self-fulfilling nature of positive illusions in romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 71, 1155–1180.
- Rusbult, C. E. ve Martz, J. M. (1995). Remaining in an abusive relationship: An Investment Model analysis of nonvoluntary dependence. Personality and Social Psychology Bulletin, 21, 558–571.
- Rusbult, C. E., Martz, J. M. ve Agnew, C. R. (1998). The Investment Model Scale. Personal Relationships, 5, 357–387.
- Tran, P., Judge, M. ve Kashima, Y. (2019). Commitment in relationships: An updated meta-analysis of the Investment Model. Personal Relationships, 26, 158–180.
- Van Lange, P. A. M. ve diğerleri. (1997). Willingness to sacrifice in close relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 72, 1373–1395.
- Wieselquist, J., Rusbult, C. E., Foster, C. A. ve Agnew, C. R. (1999). Commitment, pro-relationship behavior, and trust in close relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 77, 942–966.


