Şenel Karaman NEO TV Uyandırma Servisi’nde: Çocuklarda Kaygı, Oyun ve Luna’nın Parkı
Klinik Psikolog Şenel Karaman, NEO TV’de Kutluhan Nesil’in sunduğu Uyandırma Servisi programına konuk oldu. Programda çocuklarda kaygı, çocukların duygularını ifade etme biçimleri, ebeveynlerin rolü ve Liman Psikoloji tarafından geliştirilen Luna’nın Parkı kutu oyunu ile belgesel çalışması konuşuldu.
Liman Psikoloji kurucusu Klinik Psikolog Şenel Karaman, NEO TV’de yayınlanan Kutluhan Nesil ile Uyandırma Servisi programında çocukların duygusal dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Söyleşide özellikle çocukluk döneminde kaygının nasıl ele alınması gerektiği, çocukların yaşadıkları korku ve kaygıları her zaman sözel olarak ifade edemeyebildiği ve oyunun çocukla iletişim kurmada sağlayabileceği olanaklar üzerinde duruldu.
Programın bir diğer önemli başlığı ise Liman Psikoloji tarafından geliştirilen Luna’nın Parkı kutu oyunu ve oyunun çocuklarla buluşma sürecini ele alan Luna’nın Parkı belgeseli oldu.
Çocuklarda kaygı her zaman bir sorun mudur?
Çocuklarda kaygı, gelişimin doğal bir parçasıdır. Çocuklar yaşlarına ve gelişim dönemlerine bağlı olarak ayrılma, karanlık, başarısızlık, hata yapma, okul, sosyal ilişkiler, sağlık ya da gelecekte gerçekleşebilecek olaylar konusunda kaygı yaşayabilirler.
Bu nedenle temel amaç çocuğun hiç kaygılanmaması değildir.
Daha önemli olan, çocuğun:
- yaşadığı duyguyu fark edebilmesi,
- bu duyguya bir isim verebilmesi,
- bedeninde ortaya çıkan değişiklikleri tanıyabilmesi,
- kaygılandığında aklından geçen düşünceleri fark edebilmesi,
- zorlandığında kullanabileceği baş etme yollarını geliştirebilmesidir.
Kaygı çocuğun günlük yaşamını, okul işlevselliğini, arkadaşlıklarını, aile ilişkilerini veya yaşına uygun etkinliklere katılımını belirgin biçimde engellemeye başladığında ise daha ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir.
Çocuk neden duygularını oyun sırasında daha rahat anlatabilir?
Programda ele alınan önemli konulardan biri de oyunun çocukların doğal iletişim alanlarından biri olmasıydı.
Bir yetişkin, çocuğa doğrudan “Neden kaygılanıyorsun?” diye sorduğunda çocuk bazen bunun yanıtını bilmiyor olabilir.
Ancak aynı çocuk bir oyun karakterinin yaşadığı durum hakkında rahatlıkla konuşabilir:
“Bence burada korkmuştur.”
“Ben olsam şöyle yapardım.”
“Benim de başıma böyle bir şey gelmişti.”
İşte oyun tam bu noktada yetişkin ile çocuk arasında bir konuşma alanı oluşturabilir.
Çocuk, kendisi hakkında doğrudan konuşmak zorunda kalmadan bir durum, karakter veya oyun senaryosu üzerinden kendi deneyimine yaklaşabilir. Bu nedenle yapılandırılmış oyunlar, çocukların duygu farkındalığını ve duyguları hakkında konuşabilmelerini destekleyen araçlardan biri olarak kullanılabilir.
Luna’nın Parkı nedir?
Luna’nın Parkı, çocukların korku ve kaygı duygusunu tanımalarına ve bu duygular karşısında kullanabilecekleri baş etme yolları üzerinde düşünmelerine yardımcı olmak amacıyla geliştirilen bir kutu oyunudur.
Oyunun temel metaforu bir lunaparktır.
Çocuklar oyun sırasında lunaparkın farklı bölümlerinden ilerlerken kaygının farklı bileşenleriyle karşılaşırlar. Oyunun yapısında;
bedensel belirtiler, duyular, düşünceler, içsel konuşmalar, belirsizlik ve korkuyla karşılaşma gibi başlıklar yer alır.
Buradaki temel yaklaşım çocuğa:
“Korkmamalısın” veya “Kaygılanacak bir şey yok”
demek değildir.
Bunun yerine çocukla şu soru üzerinde durulur:
“Kaygı geldiğinde onunla ne yapabilirim?”
Bu ayrım önemlidir. Çünkü hedef kaygı duygusunu ortadan kaldırmak değil, çocuğun bu duyguyu tanıma ve yönetme kapasitesini desteklemektir.
Kaygılı bir çocuğa ebeveyn nasıl yaklaşmalı?
Çocuk kaygılandığında ebeveynlerin doğal eğilimi onu mümkün olduğunca hızlı biçimde rahatlatmaya çalışmaktır.
“Merak etme.”
“Korkacak hiçbir şey yok.”
“Ben yanındayım, sana bir şey olmaz.”
gibi ifadeler iyi niyetlidir ve kısa süreli rahatlama da sağlayabilir. Ancak sürekli güvence verme, bazı durumlarda çocuğun kendi baş etme kapasitesini keşfetmesinin önüne geçebilir.
Bunun yerine çocuğun yaşadığı deneyimi anlamaya yönelik sorular daha işlevsel olabilir:
“Seni burada en çok kaygılandıran şey nedir?”
“Kaygılandığında bedeninde neler oluyor?”
“Aklından ne geçiyor?”
“Şimdi sana ne yardımcı olabilir?”
“Daha önce böyle hissettiğinde ne yapmıştın?”
Bu yaklaşım, çocuğun duygusunu reddetmeden veya küçümsemeden onun kendi kaynaklarını fark etmesine yardımcı olur.
Çocukların ihtiyacı bütün güçlüklerin ortadan kaldırılması değil
Programda ele alınan yaklaşımın temel noktalarından biri, çocukların duygusal gelişiminde yetişkinlerin rolüne ilişkin bakış açısıydı.
Bir çocuğun yaşamındaki bütün kaygı kaynaklarını ortadan kaldırmak mümkün olmadığı gibi, her zaman gerekli de değildir.
Çocuk açısından daha koruyucu olan; güçlüklerle karşılaştığında yanında güvenilir bir yetişkinin bulunduğunu bilmesi ve zaman içinde:
“Bu duyguyla baş edebilirim.”
deneyimini kazanabilmesidir.
Bu nedenle çocuklarla çalışırken yalnızca yaşanan güçlüğe değil, çocuğun o güçlükle nasıl ilişki kurduğuna da bakmak gerekir.
Luna’nın Parkı belgeseli: Bir oyundan daha fazlasını anlatmak
NEO TV’deki söyleşinin bir diğer başlığı Luna’nın Parkı belgeseli oldu.
Belgesel yalnızca bir kutu oyununun tanıtımı olarak tasarlanmadı. Çocukların oyun sırasındaki deneyimleri, duyguları konuşma biçimleri ve uzmanların gözlemleri üzerinden daha geniş bir soruya odaklanıyor:
Çocuklarımızın duygularını gerçekten ne kadar duyuyoruz?
Bir çocuk korktuğunda yetişkinler çoğu zaman çözüm üretmeye çalışır.
Oysa bazen çocuğun ilk ihtiyacı çözümden önce anlaşılmaktır.
Oyun da çocukla yetişkin arasındaki bu iletişimin kurulabileceği doğal alanlardan biridir.
Luna’nın Parkı belgeseli bu nedenle oyunun nasıl oynandığının ötesinde, çocukların kaygı ve korkularının yetişkinler tarafından nasıl karşılandığı üzerine düşünmeye davet ediyor.
“Hadi konuşalım” yerine bazen “Hadi oynayalım”
Çocuklarla duygular hakkında konuşmanın tek yolu soru sormak değildir.
Bazen aynı masanın etrafında oturmak, oyun oynamak, birlikte düşünmek ve çocuğun verdiği küçük ipuçlarını fark etmek çok daha güçlü bir iletişim başlatabilir.
Luna’nın Parkı’nın çıkış noktalarından biri de bu düşünce:
Çocuğa ne hissetmesi gerektiğini öğretmek yerine, ne hissettiğini keşfedebileceği bir alan oluşturmak.
Çünkü bazen bir çocukla duyguları hakkında konuşmanın en doğal başlangıcı:
“Hadi konuşalım” değil, “Hadi oynayalım” olabilir.
NEO TV Uyandırma Servisi programını izleyin
Klinik Psikolog Şenel Karaman’ın, Kutluhan Nesil’in sunduğu NEO TV Uyandırma Servisi programındaki söyleşisini aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.
Program: Kutluhan Nesil ile Uyandırma Servisi
Kanal: NEO TV
Konuk: Klinik Psikolog Şenel Karaman
Konular: Çocuklarda kaygı, çocukların duyguları, oyun, ebeveyn yaklaşımı, Luna’nın Parkı ve Luna’nın Parkı belgeseli

