Şenel Karaman Son Mühür TV’de: Aile İçi İletişim, Duygular ve Oyunun Gücü
Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Şenel Karaman, Son Mühür TV’de yayınlanan Sıcak Bakış programına konuk oldu. Programda ekranların aile ilişkilerine etkisi, çocukların duyguları nasıl öğrendiği, ebeveyn empatisi, ailece oyun oynamanın önemi ve Luna’nın Parkı kutu oyununun geliştirilme süreci konuşuldu.
Liman Psikoloji kurucularından Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Şenel Karaman, 5 Ağustos 2026 tarihinde Son Mühür TV’de yayınlanan, Tunç Erciyas’ın hazırlayıp sunduğu Sıcak Bakış programına konuk oldu.
Programda günümüz toplumunda bireyin ve ailenin değişen konumu; dijitalleşmenin aile içi ilişkilere etkisi; çocukların korku, kaygı ve öfke gibi duyguları nasıl tanıdığı ve ailece oyun oynamanın bağ kurucu işlevi ele alındı.
Aynı Ailenin İçinde Farklı Ekranlar
Programda üzerinde durulan temel konulardan biri, aynı evde yaşayan aile üyelerinin giderek farklı dijital dünyalara yönelmesi oldu.
Çocukların, anne ve babaların kendilerine özel içerikler sunan farklı ekranlarda zaman geçirmesi, fiziksel olarak aynı ortamda bulunmalarına rağmen ortak yaşantıların azalmasına neden olabiliyor. Dijital platformların kişiye özel çalışan algoritmaları, herkesin ilgisini ayrı bir içerik akışına yönlendiriyor.
Bu durum aile üyelerinin yalnızca konuşma sürelerini değil; birlikte yaşama, birlikte eğlenme, sorun çözme ve ortak anılar oluşturma fırsatlarını da azaltabiliyor.
Şenel Karaman programda bu tabloyu “aynı aile, farklı ekranlar” ifadesiyle tanımladı.
Teknolojiyi aile yaşamından tamamen çıkarmak gerçekçi bir çözüm olmayabilir. Ancak ekran kullanımına sınır koymak, ekranlardan bağımsız ortak zamanlar oluşturmak ve aile üyelerinin birlikte katılabileceği etkinliklere yer vermek, aile içi bağı korumaya yardımcı olabilir.
Çocuklar Duyguları Nasıl Öğrenir?
Çocuklar duygularını tanımayı yalnızca kendiliğinden öğrenmez. Duygusal farkındalık; çocuğun bakım verenleriyle kurduğu ilişki, yaşadığı deneyimler ve yetişkinlerin çocuğun duygularına verdiği yanıtlar içinde gelişir.
Özellikle küçük çocuklar korku, öfke, üzüntü veya kaygı gibi duyguları her zaman kelimelerle ifade edemez. Çocuk, yaşadığı duyguyu davranışlarıyla veya bedensel tepkileriyle gösterebilir.
Örneğin korkan bir çocuk ağlayabilir, kaçınabilir, anne veya babasına yapışabilir ya da öfkeli görünebilir. Bu noktada yetişkinin yalnızca görünen davranışa değil, davranışın arkasındaki duyguya da odaklanması önemlidir.
Ebeveynin:
“Şu anda korkmuş olabilirsin.”
“Bunun seni kaygılandırdığını görüyorum.”
“Ben yanındayım, burada güvendesin.”
gibi ifadeler kullanması, çocuğun yaşadığı duyguyu anlamlandırmasına yardımcı olabilir.
Bu yaklaşım çocuğun her isteğinin kabul edilmesi anlamına gelmez. Amaç, davranışa gerekli sınırı koyarken duygunun görülmesini ve adlandırılmasını sağlamaktır.
Olumsuz Duygu Diye Bir Şey Var mı?
Programda korku, kaygı, öfke ve üzüntü gibi duyguların çoğu zaman doğrudan “olumsuz duygu” olarak adlandırılması da ele alındı.
Bilimsel açıdan duyguları yalnızca olumlu ve olumsuz olarak sınıflandırmak yeterli değildir. Korku, tehlikeden uzaklaşmamıza; kaygı, gelecekteki risklere hazırlanmamıza; öfke, sınırlarımızın ihlal edildiğini fark etmemize; üzüntü ise kayıp karşısında durup yaşananları işlememize yardımcı olabilir.
Dolayısıyla sorun çoğu zaman duygunun kendisi değil; duygunun yoğunluğu, süresi, ortaya çıktığı bağlam ve kişinin bu duyguyu düzenleyebilme kapasitesidir.
Çocuğa “Korkma”, “Ağlama” veya “Bunda kızacak ne var?” demek yerine, yaşadığı duyguyu tanımasına ve o duyguyla güvenli biçimde baş etmesine yardımcı olmak daha işlevsel bir yaklaşım olabilir.
Empati: Davranışın Arkasındaki Duyguyu Görebilmek
Ebeveynlikte empati, çocuğun her davranışını onaylamak değil; davranışın arkasında hangi ihtiyaç veya duygunun bulunduğunu anlamaya çalışmaktır.
Çocukların zorlayıcı davranışlarının arkasında bazen korku, anlaşılmama, başarısızlık kaygısı, yorgunluk, kıskançlık veya kontrol ihtiyacı bulunabilir.
Empatik yaklaşım iki aşamayı birlikte içerir:
Öncelikle çocuğun duygusu görülür ve adlandırılır. Ardından davranışla ilgili gerekli sınır açık ve sakin biçimde korunur.
Örneğin:
“Çok öfkeli olduğunu görüyorum. Öfkelenebilirsin ama vurmak güvenli değil.”
ifadesi, hem duyguyu kabul eder hem de davranışa sınır koyar.
Ailece Oyun Oynamak Neden Önemlidir?
Programda aile ilişkilerini güçlendirebilecek en önemli ortak deneyimlerden birinin oyun olduğu vurgulandı.
Oyun sırasında anne, baba, çocuk, öğretmen veya uzman gibi günlük roller bir süreliğine geri planda kalabilir. İnsanlar birlikte güler, heyecanlanır, bekler, kaybeder, kazanır ve sorun çözer.
Bu süreçte aile üyeleri birbirlerinin yalnızca söylediklerini değil; hayal kırıklığıyla, belirsizlikle, rekabetle ve iş birliğiyle nasıl baş ettiklerini de görür.
Birlikte oynanan oyunlar:
- aile üyeleri arasındaki etkileşimi artırabilir,
- ortak anılar ve aile hikâyeleri oluşturabilir,
- çocuğun kendini ifade etmesine alan açabilir,
- sıra bekleme ve dürtü kontrolünü destekleyebilir,
- problem çözme ve esnek düşünme becerilerini geliştirebilir,
- ebeveynin çocuğun iç dünyasını daha yakından tanımasına yardımcı olabilir.
Oyunun temel değeri yalnızca çocuğa bir beceri öğretmesi değildir. Oyun aynı zamanda çocuğa, “Seninle zaman geçirmekten keyif alıyorum” mesajını verir.
Luna’nın Parkı Nasıl Ortaya Çıktı?
Programda Liman Psikoloji tarafından geliştirilen Luna’nın Parkı kutu oyununun yenilenme sürecine de değinildi.
Luna’nın Parkı’nın ilk versiyonu yaklaşık on yıl önce çocukların korku ve kaygı duygularını konuşabilmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştı. Ancak sonraki değerlendirmelerde oyunun psikolojik içeriğinin güçlü olmasına rağmen eğlence ve oyun deneyimi açısından yeniden geliştirilmesi gerektiği görüldü.
Lunapark oyuncaklarının belirsizlik, heyecan, korku, kontrol ve cesaret gibi temalarla doğal bir ilişki taşıması, oyunun yeni yapısının temel metaforunu oluşturdu.
Oyun; psikologlar, psikolojik danışmanlar, stajyerler, yazarlar, çizerler ve tasarımcılardan oluşan 32 kişilik bir ekibin katkısıyla yeniden hazırlandı. Geliştirme süreci aynı zamanda bir belgesel çalışmasıyla kayıt altına alındı.
Luna’nın Parkı’nda amaç çocuğa korkmaması gerektiğini söylemek değildir. Çocuğun korku ve kaygı duygularını fark etmesi, bu duyguların bedensel belirtilerini tanıması ve kendisine yardımcı olabilecek farklı baş etme yollarını deneyimlemesi hedeflenir.
Oyun bir tanı veya tedavi aracı değil; aile, eğitim ve psikolojik danışmanlık ortamlarında kullanılabilecek destekleyici ve yapılandırılmış bir materyaldir.
Duygular Çocuklarla Oyun Yoluyla Konuşulabilir
Yetişkinler duygularını çoğunlukla sözcükler üzerinden anlatırken çocuklar kendilerini oyun, resim, hikâye ve davranışlar yoluyla ifade edebilir.
Bu nedenle çocuklarla korku, kaygı, öfke veya güçlü yönler gibi konuları konuşurken yalnızca soru-cevap yöntemini kullanmak yeterli olmayabilir. Oyun, çocuğun doğrudan anlatmakta zorlandığı deneyimlere daha güvenli bir mesafeden yaklaşmasını sağlayabilir.
Liman Psikoloji tarafından geliştirilen:
- Luna’nın Parkı, korku ve kaygı duygularını,
- Öfke Kasırgası, öfkeyi fark etmeyi ve ifade etmeyi,
- Sihirli Orman ise kişisel güçlü yönleri keşfetmeyi
oyun deneyimi içinde ele almaktadır.
Aileyi Korumanın Yolu Ortak Yaşantılar Oluşturmaktan Geçiyor
Dijital dünya çocukların ve yetişkinlerin yaşamının kalıcı bir parçası hâline geldi. Bu nedenle temel amaç teknolojiyle savaşmak değil; teknolojinin aile yaşamındaki yerini bilinçli biçimde düzenlemektir.
Telefonların bir süreliğine bırakıldığı bir akşam yemeği, birlikte hazırlanan bir yemek, ailece izlenen bir belgesel, yapılan kısa bir yürüyüş veya oynanan bir kutu oyunu, aile üyeleri arasında yeniden ortak bir alan oluşturabilir.
Aile bağları yalnızca aynı evde bulunmakla değil; birlikte yaşanan, hatırlanan ve anlam verilen deneyimlerle güçlenir.
Şenel Karaman’ın programda vurguladığı gibi:
“Oyunun olmadığı bir hayat, kendin olmadığın bir hayattır.”
Programda Hangi Konular Konuşuldu?
Son Mühür TV’de yayınlanan Sıcak Bakış programında şu konular ele alındı:
- Türkiye’de bireyin ve ailenin değişen konumu,
- ekranların aile içi iletişime etkisi,
- çocukların duyguları nasıl öğrendiği,
- korku, kaygı, öfke ve üzüntünün işlevleri,
- çocukların davranışlarının arkasındaki duygular,
- ebeveyn empatisi ve güvenli ilişki,
- birlikte oyun oynamanın aile bağlarına katkısı,
- nitelikli oyun ve oyuncak arasındaki fark,
- Luna’nın Parkı’nın geliştirilme süreci,
- duyguların çocuklarla oyun aracılığıyla konuşulması.
Programın tamamını bu sayfada yer alan videodan izleyebilirsiniz.

