İlişkiyi Sürdürme Mekanizmaları: Bağlılık İlişkileri Nasıl Korur?
Bağlılık, kişinin yalnızca davranışlarını değil; partnerini, ilişkisini ve dışarıdaki seçenekleri algılama biçimini de etkileyebilir.
Bu süreçler genellikle bilinçli olarak alınmış kararlar değildir. Dikkatin, yorumların ve sosyal değerlendirmelerin ilişkiyi koruyacak yönde şekillenmesiyle ortaya çıkabilir.
Alternatifleri daha az çekici değerlendirme
Bağlılığı yüksek kişiler potansiyel romantik alternatifleri daha az çekici veya daha az uygun görebilir.
Araştırmalarda bağlılığı yüksek kişilerin özellikle mevcut ilişki açısından tehdit oluşturabilecek çekici alternatifleri daha olumsuz değerlendirebildiği görülmüştür. Ayrıca yüksek bağlılık, potansiyel alternatiflere daha az dikkat edilmesiyle de ilişkili bulunmuştur.
Bu mekanizma, başkalarını küçümsemek veya gerçek dışı kusurlar üretmek şeklinde öğretilmemelidir. Daha sağlıklı karşılığı, dışarıdaki çekiciliği fark etmenin onun peşinden gitmeyi gerektirmediğini bilmektir.
Partneri olumlu değerlendirme
Yakın ilişkilerde insanlar partnerlerini tamamen tarafsız biçimde değerlendirmez. Partnerin olumlu özelliklerini öne çıkarabilir ve bazı küçük kusurları daha hoşgörülü yorumlayabilirler.
Araştırmalar, partnerini belirli ölçüde idealize eden kişilerin daha yüksek ilişki tatmini ve daha fazla ilişki sürekliliği yaşayabildiğini göstermiştir.
Ancak olumlu algı ile inkâr birbirinden ayrılmalıdır.
Küçük kusurları hoşgörüyle değerlendirmek ilişkiyi koruyabilir; ciddi sorunları küçümsemek ise çözümü geciktirebilir.
Araştırmalar, olumlu ve iyi niyetli yorumların daha sağlıklı ilişkilerde yararlı olabileceğini; ağır sorunların bulunduğu ilişkilerde ise kişilerin sorunları doğrudan ele alma motivasyonunu azaltabileceğini göstermektedir.
Bilişsel karşılıklı bağımlılık
Bağlılık arttıkça kişi kendisini yalnızca bağımsız bir “ben” olarak değil, aynı zamanda bir ilişkinin üyesi olarak temsil etmeye başlayabilir.
Gelecekle ilgili düşünürken;
- “Ben nerede yaşayacağım?” sorusunun yanında,
- “Biz hayatımızı nerede kuracağız?”
sorusu da yer almaya başlar.
Bu duruma bilişsel karşılıklı bağımlılık adı verilir. Araştırmalar güçlü bağlılığın, kişinin kendisini ilişkiyle bağlantılı ve daha kolektif bir biçimde temsil etmesiyle ilişkili olduğunu göstermektedir.
Ancak sağlıklı bir “biz” duygusu, “ben” ve “sen”in ortadan kalkması değildir.
Sağlıklı ilişkide partnerler hem ayrı bireyler hem de ortak bir ilişkinin üyeleri olarak var olabilir.
Motivasyonun dönüşümü: Anlık tepkiden uzun vadeli hedefe
Karşılıklı Bağımlılık Kuramı, insanların bir ilişki içinde yalnızca ilk dürtülerine göre hareket etmediğini öne sürer.
Bu süreç motivasyonun dönüşümü olarak adlandırılır.
Verili durum
Verili durum, kişinin bir etkileşim sırasında ortaya çıkan ilk tercihlerini ve anlık çıkarlarını ifade eder.
Örneğin partnerin geç kaldığında kişi;
- hemen öfkelenmek,
- onu suçlamak,
- aynı davranışla karşılık vermek
isteyebilir.
Bu ilk tepki mutlaka bencil veya ahlaken yanlış değildir. Kişinin ihtiyaçları, sınırları ve kendini koruma eğilimi de verili durumu etkileyebilir.
Etkili durum
Etkili durum, kişinin ilk tepkisini daha geniş değerleri ve uzun vadeli ilişki sonuçlarını dikkate alarak yeniden değerlendirmesidir.
Kişi şu soruları sorabilir:
- Ne hissettiğimi nasıl açıkça anlatabilirim?
- Şimdi vereceğim tepki sorunu büyütecek mi?
- Partnerimin davranışının arkasında ne olabilir?
- Hem sınırımı hem ilişkiyi koruyan bir yol var mı?
Motivasyonun dönüşümü, kişinin kendi ihtiyaçlarını yok sayması değildir. Kısa vadeli dürtüler ile kişinin, partnerin ve ilişkinin uzun vadeli yararı arasında daha kapsamlı bir değerlendirme yapabilmesidir.
Sağlıklı ilişkisel düşünce “Ben mi, biz mi?” seçimi yapmak değil; hem “ben”i hem “biz”i koruyan bir çözüm aramaktır.
Karşılıklı döngüsel büyüme
Bağlılık yalnızca kişinin içinde yaşanan statik bir durum değildir. Partnerlerin davranışları ve bu davranışlara yüklenen anlamlar sayesinde karşılıklı olarak gelişebilir.
Karşılıklı döngü genel olarak şöyle işler:
- Partnerlerden biri uyum sağlama veya fedakârlık gibi ilişkiyi koruyucu bir davranış sergiler.
- Diğer partner bu davranışı fark eder.
- Davranışı, partnerinin kendisine ve ilişkiye değer verdiğinin göstergesi olarak yorumlar.
- Bu yorum güveni artırır.
- Artan güven, gözlemleyen partnerin bağlılığını ve ilişki için sorumluluk alma isteğini destekler.
- İkinci partner de ilişkiyi koruyucu davranışlar sergilemeye başlar.
Wieselquist ve çalışma arkadaşlarının geliştirdiği modelde bağlılığın uyum sağlama ve fedakârlık gibi davranışları desteklediği; bu davranışların partner tarafından algılanmasının da güven ve karşılıklı bağlılık döngüsünü besleyebildiği gösterilmiştir.
Ancak bu döngü otomatik değildir. İlişkiyi koruyucu davranışların görülmemesi, karşılıksız bırakılması veya istismar edilmesi güveni artırmak yerine azaltabilir.
Bağlılık her zaman sağlıklı mıdır?
Hayır. Bir ilişkiye yüksek düzeyde bağlı olmak, tek başına ilişkinin sağlıklı olduğunu göstermez.
Bağlılık;
- sevgi,
- ortak değerler,
- güven,
- ortak gelecek arzusu
nedeniyle oluşabileceği gibi;
- ekonomik yetersizlik,
- sosyal baskı,
- yalnızlık korkusu,
- güvenli alternatiflerin bulunmaması,
- yapılan yatırımları kaybetme korkusu
nedeniyle de güçlü kalabilir.
Bu nedenle iki soru birbirinden ayrılmalıdır:
- Kişi ilişkiye ne kadar bağlı?
- Bu bağlılık özgür, güvenli ve karşılıklı bir seçime mi dayanıyor?
Sağlıklı bağlılık, ne pahasına olursa olsun ilişkide kalmak değildir.
Sağlıklı bağlılık, ayrılma özgürlüğü olduğu hâlde ilişkiyi seçebilmek ve ilişkiyi korurken kişinin kendi sınırlarını ve benliğini de koruyabilmesidir.
Sadakatsizlik, ilişki stresi ve fiziksel sağlık
Sadakatsizlik yalnızca ilişki tatminini ve güveni değil, kişinin ruhsal ve fiziksel iyilik hâlini de etkileyebilir.
2024 yılında yayımlanan iki dalgalı boylamsal bir araştırmada, ABD’de yaşayan 2.579 yetişkinin verileri incelenmiştir. Partner sadakatsizliği bildiren katılımcılarda, başlangıçtaki sağlık durumları ve çeşitli demografik değişkenler kontrol edildikten sonra daha kötü kronik sağlık sonuçları görülmüştür. Araştırmada bu ilişki düşük gelirli katılımcılarda ve etnik azınlık gruplarında daha belirgin bulunmuştur. Aile ve arkadaşlardan algılanan olumlu desteğin ise bu ilişkiyi anlamlı biçimde azaltmadığı bildirilmiştir.
Ancak bu sonuçlar “Sadakatsizlik doğrudan kronik hastalığa neden olur” şeklinde yorumlanmamalıdır.
Araştırmanın önemli sınırlılıkları vardır:
- Deneysel olmadığı için kesin nedensellik göstermez.
- Bulgular ABD örneklemine dayanır.
- Sadakatsizlik tek bir soruyla ölçülmüştür.
- Sadakatsizliğin türü, süresi ve koşulları ayrıntılı biçimde değerlendirilmemiştir.
- Eksik veri ve araştırmadan ayrılan katılımcılar genellenebilirliği etkileyebilir.
Dolayısıyla en bilimsel sonuç şudur:
Partner sadakatsizliği ile uzun vadeli kronik sağlık sorunları arasında bir ilişki bulunmuştur; ancak bu bulgu tek başına doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmaya yeterli değildir.
Bu araştırma, yakın ilişkilerde yaşanan ağır güven ihlallerinin yalnızca romantik bir sorun olarak değil, stres ve sağlık süreçleriyle bağlantılı önemli bir yaşam olayı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini düşündürmektedir.
Sonuç: Bağlılık yalnızca kalmak değildir
İlişki bilimi, bir ilişkinin devam etmesini yalnızca aşk veya mutlulukla açıklamaz.
Yatırım Modeli’ne göre bağlılık;
- ilişki tatmini,
- alternatiflerin niteliği,
- geçmiş ve planlanan yatırımlar
ile bağlantılıdır.
Bağlılık güçlendikçe kişiler uyum sağlama, fedakârlık, affetme, alternatiflere daha az yönelme ve ilişkiyi ortak bir “biz” olarak düşünme eğilimi gösterebilir.
Ancak bu mekanizmaların sağlıklı olabilmesi için;
- güvenliğin,
- karşılıklılığın,
- kişisel sınırların,
- bireysel özerkliğin,
- sorunlarla gerçekçi biçimde yüzleşmenin
korunması gerekir.
Bağlılık, yalnızca ilişkide kalma niyeti değildir; ilişkinin geleceği için sorumluluk alma isteğidir. Fakat sağlıklı bağlılık, ilişkiyi korurken kişinin kendisini kaybetmesini gerektirmez.
Sık Sorulan Sorular
İlişkide bağlılık nedir?
İlişkisel bağlılık, kişinin ilişkiyi sürdürme niyetini, ilişkiye yönelik psikolojik bağını ve partneriyle uzun vadeli bir gelecek kurma yönelimini ifade eder.
İlişki tatmini ile bağlılık aynı şey midir?
Hayır. Tatmin, kişinin ilişkiyi ne kadar olumlu deneyimlediğini; bağlılık ise ilişkiyi sürdürme niyetini ifade eder. Bir kişi ilişkisinden memnun olmadığı hâlde yüksek yatırımlar veya düşük alternatifler nedeniyle ilişkide kalabilir.
Yatırım Modeli nedir?
Yatırım Modeli, ilişkisel bağlılığın tatmin düzeyi, alternatiflerin niteliği ve ilişkiye yapılan yatırımlarla bağlantılı olduğunu öne süren bir ilişki modelidir.
İlişkiye yapılan yatırımlar nelerdir?
İlişkiye yapılan yatırımlar; zaman, duygusal emek, ortak anılar, çocuklar, ortak sosyal çevre, ekonomik düzen ve ilişki sona erdiğinde kaybedilecek diğer kaynaklardır. Geleceğe yönelik ortak planlar da planlanan yatırımlar olarak değerlendirilebilir.
Yüksek bağlılık sağlıklı ilişki göstergesi midir?
Tek başına değildir. Bağlılık sevgi ve ortak gelecek isteğinden kaynaklanabileceği gibi ekonomik kısıtlılık, yalnız kalma korkusu veya güvenli alternatiflerin bulunmamasından da kaynaklanabilir.
Affetmek ilişkiyi sürdürmek anlamına gelir mi?
Hayır. Affetme ile ilişkiyi sürdürme kararı farklı süreçlerdir. Kişi partnerini affedebilir, ancak güvenliğini veya sınırlarını korumak için ilişkiyi sonlandırmayı seçebilir.
“Biz” duygusu kişinin bireyselliğini kaybetmesi midir?
Hayır. Sağlıklı bilişsel karşılıklı bağımlılık, kişinin hem bireysel kimliğini korumasını hem de kendisini ortak bir ilişkinin üyesi olarak görebilmesini içerir.
Akademik kaynaklar
- Agnew, C. R., Van Lange, P. A. M., Rusbult, C. E. ve Langston, C. A. (1998). Cognitive interdependence: Commitment and the mental representation of close relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 74, 939–954. DOI: 10.1037/0022-3514.74.4.939.
- Finkel, E. J., Rusbult, C. E., Kumashiro, M. ve Hannon, P. A. (2002). Dealing with betrayal in close relationships: Does commitment promote forgiveness? Journal of Personality and Social Psychology, 82, 956–974.
- Goodfriend, W. ve Agnew, C. R. (2008). Sunken costs and desired plans: Examining different types of investments in close relationships. Personality and Social Psychology Bulletin, 34, 1639–1652. DOI: 10.1177/0146167208323743.
- Hoy, E. Q. W. ve Oh, V. Y. S. (2024). The consequences of spousal infidelity for long-term chronic health: A two-wave longitudinal analysis. Journal of Social and Personal Relationships, 41, 3720–3740. DOI: 10.1177/02654075241276713.
- Johnson, D. J. ve Rusbult, C. E. (1989). Resisting temptation: Devaluation of alternative partners as a means of maintaining commitment in close relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 57, 967–980.
- Le, B. ve Agnew, C. R. (2003). Commitment and its theorized determinants: A meta-analysis of the Investment Model. Personal Relationships, 10, 37–57. DOI: 10.1111/1475-6811.00035.
- McNulty, J. K., O’Mara, E. M. ve Karney, B. R. (2008). Benevolent cognitions as a strategy of relationship maintenance: “Don’t sweat the small stuff”—but it is not all small stuff. Journal of Personality and Social Psychology, 94, 631–646.
- Murray, S. L., Holmes, J. G. ve Griffin, D. W. (1996). The self-fulfilling nature of positive illusions in romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 71, 1155–1180.
- Rusbult, C. E. ve Martz, J. M. (1995). Remaining in an abusive relationship: An Investment Model analysis of nonvoluntary dependence. Personality and Social Psychology Bulletin, 21, 558–571.
- Rusbult, C. E., Verette, J., Whitney, G. A., Slovik, L. F. ve Lipkus, I. (1991). Accommodation processes in close relationships: Theory and preliminary empirical evidence. Journal of Personality and Social Psychology, 60, 53–78.
- Tran, P., Judge, M. ve Kashima, Y. (2019). Commitment in relationships: An updated meta-analysis of the Investment Model. Personal Relationships, 26, 158–180. DOI: 10.1111/pere.12268.
- Van Lange, P. A. M. ve diğerleri. (1997). Willingness to sacrifice in close relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 72, 1373–1395.
- Wieselquist, J., Rusbult, C. E., Foster, C. A. ve Agnew, C. R. (1999). Commitment, pro-relationship behavior, and trust in close relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 77, 942–966.


