Bir İlişkiyi Ne Sürdürür: Tatmin mi, Bağlılık mı?
Kısa yanıt: İlişki tatmini, ilişkinin bugün nasıl deneyimlendiğini; ilişkisel bağlılık ise ilişkinin gelecekte de sürdürülmesine yönelik niyeti ifade eder. Bir ilişkinin devam edip etmeyeceğini açıklarken bağlılık daha doğrudan bir gösterge olabilir. Ancak sağlıklı bir ilişki için yalnızca bağlılık değil; güven, karşılıklılık, tatmin ve özgür iradeye dayalı bir birliktelik de gereklidir.
Romantik ilişkilerde “mutlu olmak” ile “ilişkide kalmak” çoğu zaman aynı şeymiş gibi düşünülür. Oysa ilişki araştırmalarında tatmin ve bağlılık, birbiriyle ilişkili fakat farklı psikolojik yapılardır.
Bu ayrımı anlamak, bazı insanların tatmin edici bir ilişkiden neden ayrılabildiğini veya mutsuz oldukları bir ilişkiyi neden sürdürdüklerini açıklamaya yardımcı olabilir.
İlişki tatmini nedir?
İlişki tatmini, kişinin ilişkisinden elde ettiği olumlu ve olumsuz yaşantıları genel olarak nasıl değerlendirdiğini ifade eder.
Tatmin düzeyi;
- yakınlık,
- güven,
- anlaşılma,
- arkadaşlık,
- aidiyet,
- duygusal ve fiziksel yakınlık,
- çatışmaların ele alınma biçimi
gibi temel ilişki ihtiyaçlarının ne ölçüde karşılandığıyla bağlantılıdır.
Tatmin yalnızca belirli bir anda hissedilen mutluluk değildir. Kişinin ilişkisinin beklentilerine, ihtiyaçlarına ve önem verdiği ölçütlere ne kadar karşılık verdiğine ilişkin genel değerlendirmesidir.
İlişki tatmini, kişinin “Bu ilişkinin içinde kendimi ne kadar iyi hissediyorum?” sorusuna verdiği genel yanıt olarak düşünülebilir.
İlişkisel bağlılık nedir?
Burada kullanılan bağlılık, bağlanma stillerinden farklı bir kavramdır. İngilizcede commitment olarak adlandırılan ilişkisel bağlılık;
- ilişkiyi sürdürme niyetini,
- ilişkiye yönelik uzun vadeli yönelimi,
- ortak bir gelecek tasarımını,
- kişinin psikolojik olarak kendisini ilişkinin bir parçası olarak görmesini
kapsar.
İlişkisel bağlılık, kişinin “Bu ilişkiyi gelecekte de sürdürmek istiyor muyum?” sorusuna verdiği yanıtla ilgilidir.
Bağlılık, yalnızca partnerin hâlen ne kadar sevildiğine veya ilişkide ne kadar mutlu hissedildiğine bağlı değildir. İlişkiye yapılan yatırımlar ve ilişkinin dışındaki seçeneklerin nasıl değerlendirildiği de bağlılığı etkileyebilir.
Yatırım Modeli ne söyler?
Caryl Rusbult tarafından geliştirilen Yatırım Modeli’ne göre ilişkisel bağlılık üç temel değişkenle bağlantılıdır:
1. İlişki tatmini
Kişi ilişkisinden ne kadar olumlu sonuç elde ediyor ve önemli ihtiyaçlarının ne kadar karşılandığını düşünüyorsa bağlılık düzeyi genellikle o kadar yükselir.
2. Alternatiflerin niteliği
Alternatif, yalnızca başka bir romantik partner anlamına gelmez. Bekâr yaşamak, bağımsız bir yaşam kurmak, aile ve arkadaş desteğine ulaşmak veya ilişki dışında daha iyi bir yaşam olasılığı da alternatifler arasında değerlendirilebilir.
Kişi ilişki dışındaki seçenekleri daha iyi ve ulaşılabilir gördüğünde mevcut ilişkiye bağlılığı azalabilir. Alternatiflerin yetersiz veya ulaşılamaz görülmesi ise düşük tatmine rağmen ilişkinin sürdürülmesine katkıda bulunabilir.
3. İlişkiye yapılan yatırımlar
Yatırımlar, ilişkinin sona ermesi durumunda kaybedileceği düşünülen kaynaklardır. Bunlar arasında;
- birlikte geçirilen zaman,
- duygusal emek,
- ortak anılar,
- çocuklar,
- ortak arkadaş çevresi,
- ekonomik düzen,
- ortak ev veya mülkiyet,
- geleceğe yönelik ortak planlar
bulunabilir.
Yatırımlar arttıkça ayrılığın algılanan bedeli de artabilir.
Yatırım Modeli bu ilişkiyi genel olarak şöyle açıklar:
Yüksek tatmin + büyük yatırımlar + daha az çekici alternatifler → daha yüksek bağlılık → ilişkinin sürme olasılığında artış
Ancak bu bir olasılık modelidir. Her ilişkiyi veya her bireysel kararı kesin olarak açıklamaz.
Tatmin mi, bağlılık mı daha önemlidir?
Bu sorunun yanıtı, neyi açıklamaya çalıştığımıza bağlıdır.
| Sorulan soru | Daha doğrudan ilgili kavram |
|---|---|
| Kişi ilişkisinde ne kadar mutlu ve doyumlu? | Tatmin |
| Kişi ilişkiyi sürdürmek istiyor mu? | Bağlılık |
| İlişkinin yakın gelecekte devam etme olasılığı nedir? | Bağlılık |
| İlişki kişinin ihtiyaçlarını karşılıyor mu? | Tatmin |
| Kişiyi ilişkide tutan kaynaklar ve kısıtlamalar neler? | Yatırımlar ve alternatifler |
| İlişki sağlıklı ve güvenli mi? | Tatmin ve bağlılıktan daha geniş bir değerlendirme gerekir |
Dolayısıyla “Bağlılık her durumda tatminden daha önemlidir” demek doğru değildir.
Daha bilimsel ifade şöyledir:
Tatmin, bağlılığın en güçlü belirleyicilerinden biridir; bağlılık ise ilişkinin sürdürülmesini tatmine göre daha doğrudan açıklayabilen psikolojik yapılardan biridir.
2019 yılında yayımlanan kapsamlı bir meta-analizde, tatminin bağlılıkla en güçlü ilişki gösteren değişken olduğu bulunmuştur. Tatmini sırasıyla ilişkiye yapılan yatırımlar ve alternatiflerin niteliği izlemiştir. Ancak bu bulgular büyük ölçüde değişkenler arasındaki ilişkiyi gösterir; tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmaya izin vermez.
Bağlılık ilişkiyi nasıl etkiler?
Yüksek bağlılık, kişilerin yalnızca ilişkide kalma kararını değil, ilişki içerisindeki bazı davranışlarını da etkileyebilir.
Araştırmalarda bağlılık;
- çatışma sırasında hemen misilleme yapmak yerine daha yapıcı tepki verme,
- partnerin bakış açısını dikkate alma,
- ilişki yararına bazı kişisel tercihlerden vazgeçebilme,
- hatalar karşısında bağlama uygun biçimde affedicilik gösterme,
- ilişkiyi tehdit edebilecek alternatiflere daha az yönelme
gibi ilişkiyi koruyucu süreçlerle ilişkilendirilmiştir.
Bununla birlikte fedakârlık veya affedicilik sınırsız ve tek taraflı olmamalıdır. Kişinin güvenliğini, temel haklarını, özsaygısını veya psikolojik bütünlüğünü sürekli olarak feda etmesi, sağlıklı bağlılık olarak değerlendirilemez.
Bir ilişkinin sürmesi sağlıklı olduğu anlamına gelir mi?
Hayır. İlişki sürekliliği ile ilişki sağlığı aynı şey değildir.
İnsanlar düşük tatmin yaşadıkları ilişkilerde de kalabilirler. Bunun nedenleri arasında;
- ekonomik bağımlılık,
- çocuklarla ilgili kaygılar,
- sosyal destek eksikliği,
- yalnız kalma korkusu,
- kültürel veya ailesel baskılar,
- ayrılmanın güvenli olmayacağı düşüncesi,
- ilişkiye yapılan yatırımların kaybedilmesi,
- daha iyi bir yaşamın mümkün olmadığına inanılması
bulunabilir.
Bu nedenle yüksek bağlılık her zaman sevgi, yakınlık veya sağlıklı ilişki işareti değildir. Bazen kişinin ilişkiyi özgürce seçmesini; bazen de ilişkiyi sonlandırmasını zorlaştıran koşulları yansıtabilir.
Şiddet içeren ilişkiler konusunda önemli not
Fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik şiddetin bulunduğu bir ilişkide temel hedef ilişkiyi sürdürmek değil, kişinin güvenliğinin sağlanmasıdır.
Şiddet içeren ilişkilerde yüksek yatırımların, düşük alternatif algısının ve çeşitli yapısal kısıtlamaların ayrılmayı zorlaştırabildiğini gösteren araştırmalar bulunmaktadır. Bu bulgular, şiddete maruz kalan kişinin neden ayrılmadığını sorgulamak veya sorumluluğu ona yüklemek için kullanılmamalıdır.
Şiddetin sorumluluğu şiddeti uygulayan kişiye aittir.
Klinik açıdan hangi sorular sorulabilir?
Bir ilişkinin yalnızca devam edip etmediğine değil, nasıl devam ettiğine de bakmak gerekir. Klinik değerlendirmede şu sorular birbirinden ayrılabilir:
- Bu ilişkide kendimi ne kadar güvende hissediyorum?
- İhtiyaçlarım ve sınırlarım ne ölçüde dikkate alınıyor?
- İlişkiyi gerçekten sürdürmek mi istiyorum, yoksa ayrılmanın bedelinden mi korkuyorum?
- Partnerimle ortak bir gelecek kurma isteğim var mı?
- İlişkide kalmak özgür bir tercihim mi?
- İlişki karşılıklı gelişimi mi destekliyor, yoksa beni giderek küçültüyor mu?
- İlişkide kalmamı sağlayan şey sevgi ve ortak değerler mi, yoksa korku ve çaresizlik mi?
Bu sorular, tatmin ile bağlılığın aynı olmadığını daha görünür hâle getirir.
Sonuç: Sağlıklı ilişkide yalnızca kalmak değil, nasıl kalındığı önemlidir
İlişki tatmini, kişinin ilişki içinde kendisini nasıl hissettiğini ve ihtiyaçlarının ne ölçüde karşılandığını gösterir. İlişkisel bağlılık ise ilişkiyi sürdürme niyetini ve geleceğe yönelik yönelimi ifade eder.
Bağlılık, ilişkinin devam edip etmeyeceğini açıklamada önemli bir değişkendir. Ancak bağlılığın tek başına yüksek olması, ilişkinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Sağlıklı bir ilişki yalnızca iki insanın ayrılmamasıyla değil; birbirlerini özgürce seçebilmeleri, güvende hissetmeleri, karşılıklı sorumluluk almaları ve ilişkinin içinde kendileri olarak kalabilmeleriyle anlaşılır.
Sık Sorulan Sorular
İlişki tatmini ile bağlılık aynı şey midir?
Hayır. Tatmin, ilişkinin ne kadar olumlu deneyimlendiğini; bağlılık ise ilişkiyi sürdürme niyetini ve uzun vadeli yönelimi ifade eder. Bir kişi ilişkisinden belirli ölçüde tatmin olduğu hâlde düşük bağlılık yaşayabilir veya tatmini düşük olduğu hâlde ilişkiye bağlı kalabilir.
Mutlu bir ilişkide bağlılık kendiliğinden oluşur mu?
Tatmin, bağlılığın en güçlü belirleyicilerinden biridir; ancak tek belirleyici değildir. İlişkiye yapılan yatırımlar ve kişinin ilişki dışındaki seçenekleri nasıl değerlendirdiği de bağlılığı etkiler.
İnsanlar mutsuz oldukları ilişkilerde neden kalırlar?
Ortak çocuklar, ekonomik koşullar, sosyal baskılar, yalnızlık korkusu, güvenlik kaygıları, ilişkiye yapılan yatırımlar ve alternatiflerin yetersiz görülmesi mutsuz bir ilişkinin sürdürülmesine katkıda bulunabilir.
Yüksek bağlılık sağlıklı ilişki göstergesi midir?
Tek başına değildir. Sağlıklı ilişki değerlendirmesinde bağlılığın yanı sıra güvenlik, karşılıklılık, saygı, sınırlar, tatmin ve kişinin ilişkiyi özgürce seçip seçmediği de incelenmelidir.
Bağlılık ile bağlanma stili aynı kavram mıdır?
Hayır. Bağlanma stili, kişinin yakınlık, güven ve duygusal erişilebilirlikle ilgili ilişki örüntülerini anlatır. İlişkisel bağlılık ise belirli bir ilişkiyi sürdürme niyetini ve uzun vadeli yönelimi ifade eder.
Kaynaklar
- Edwards, K. M., Gidycz, C. A. ve Murphy, M. J. (2015). Leaving an abusive dating relationship: A prospective analysis of the Investment Model and Theory of Planned Behavior. Journal of Interpersonal Violence, 30(16), 2908–2927. doi: 10.1177/0886260514554285.
- Le, B. ve Agnew, C. R. (2003). Commitment and its theorized determinants: A meta-analysis of the Investment Model. Personal Relationships, 10(1), 37–57. doi: 10.1111/1475-6811.00035.
- Rusbult, C. E. (1980). Commitment and satisfaction in romantic associations: A test of the Investment Model. Journal of Experimental Social Psychology, 16(2), 172–186.
- Rusbult, C. E. ve Martz, J. M. (1995). Remaining in an abusive relationship: An Investment Model analysis of nonvoluntary dependence. Personality and Social Psychology Bulletin, 21(6), 558–571. doi: 10.1177/0146167295216002.
- Rusbult, C. E., Martz, J. M. ve Agnew, C. R. (1998). The Investment Model Scale: Measuring commitment level, satisfaction level, quality of alternatives, and investment size. Personal Relationships, 5(4), 357–387.
- Tran, P., Judge, M. ve Kashima, Y. (2019). Commitment in relationships: An updated meta-analysis of the Investment Model. Personal Relationships, 26(1), 158–180. doi: 10.1111/pere.12268.


